Uzaktan Eğitim Güncesi

Nazlı Ulutepe

Ben Nazlı Ulutepe. 11 yıllık sınıf öğretmeniyim. Kocaeli’ne bağlı İzmit ilçesinin Bayraktar Köyü, Bayraktar İlkokulu’nda yaklaşık 7 yıldır görev yapıyorum. Öğrencilerim taşımalı eğitim veren, üç ayrı köyden taşınan bir okul olmasına rağmen birçok köy okuluna göre avantajlı olduğumuzun farkındaydım. Uzaktan eğitim sürecinin bir köy okulunun imkanlarını kısıtladığını görene kadar...

 

Okulumuzda teknolojik alt yapı eksikliği, rehber öğretmen bulunmaması, ailelerin eğitim içerikli teknoloji kullanımını bilmemesi ve ailelerin teknolojik imkanlardan yoksun olması gibi eksikliklerin önemini pandemi süreci bizlere öğretmiş oldu.

 

Uzaktan eğitimi sadece Zoom vb. araçlarla bağlantı olarak gören bir öğretmen değilim. Bunlar bize yetmeyecekti. İşte tam da burada imkanlarımızın eşit olmadığını düşündüm.

 

Henüz okul ortamı ve okul disiplini ile yeni tanışmış birinci sınıf öğrencilerimin hiç hazır olmadığı bir sürecin içinde kendimizi bulduk. Ders, ödev, kitap okuma, sorumluluklar gibi birçok becerileri henüz öğretmen ve veli desteği ile çözmeyi yeni yeni öğreniyorduk. Belki de bu süreçte en büyük şansım ya da en doğru tutumum okulumun bulunduğu köydeki insanlarla samimiyetim ve onların da bana güveniydi. Pandemi ile birlikte bir köy öğretmeninin artık rehber öğretmen de olması gerekiyordu. Bu güveni, sevgiyi ve birlikte ekip olmayı her zaman veli toplantılarında bahsettiğim sözün gerçekliğinde buldum “Eğitim üç ayaklı masa gibidir; veli, öğretmen, öğrenci. Biri eksik kaldığında zorluklar başlar’’.

 

Uzaktan eğitim süreci zorluydu, evet. Ne veli ne öğretmen ne de öğrenci artık o masanın birleşen gövdesi olamıyordu. Ama imkansız da değildi. Tam da burada başladı her şey… İmkansız olanı imkana dönüştürmek biz öğretmenlerin bu toplum için bir göreviydi, vicdanıydı. Bu görev, yaşanan olumsuzluklar karşısında yılmamak ve geçmişe bırakılacak olumsuz hiçbir ize olanak vermemekti.

 

Okulda yüz yüze eğitim sürecinde hem kendim, hem de öğrencilerim için çok önem verdiğim bir konu ise teknolojinin eğitim sistemine entegrasyonuydu. Bu konuda olanakları fazla olan okullarla aramızda fazlasıyla uçurumun olabileceğinin farkındaydım. Çünkü bu yüzyıl, becerilerini elde edenlerin, düşünen, tasarlayan ve üretenlerin yüz yılıydı. Uzun zamandır bu sürece kendini hazırlayan, öğrencilerine ise her türlü teknolojik becerileri vermeye özen gösteren bir öğretmendim. Teknoloji belki kentte okuyan öğrenciler için üst düzey bir beceri beklentisi olurken, köy okullarındaki öğrenciler için bir klavyeye dokunuş, basit web araçları kullanımı anlamına geliyordu. Çünkü teknolojiye ulaşma imkanları genelde okul ortamlarıyla kısıtlıydı.

 

Teknolojiyi doğru kullanma becerilerini uzaktan eğitimle sürdürebilmenin yollarını okulların tatil olacağı gün planlamaya başlamıştım. Hemen öğrencilerimin velileri ile daha önceden de sürdürdüğümüz WhatsApp grubunda, veli ve öğrencilerimin motivasyonunu -özellikle duygusal motivasyonunu- ayakta tutacak etkinliklere başladım. Bu süreçte onlarla canlı bağlantı kurma aşamasına geçtik. Bu süreçte henüz Zoom vb. programlar yaygınlaşmamıştı. Önce küçük gruplarla WhatsApp, Facebook üzerinden görüşmeler yaptık. Velilerim de, öğrencilerim de bu süreçte öğretmenlerinin onları yalnız bırakmayacaklarını hissettiler. Bu konuda benim planlamalarımı destekleyeceklerini beyan ettiler. Bunun üzerine başlangıçta Timelink uygulamasını telefonlarına indirmelerini istedim. Küçük yaş grubu öğrencilerini ekran başında uzun süre tutmak zordu. Hepsi heyecanla aynı anda konuşmak istiyordu. Bu süreci daha eğlenceli geçirmek için her canlı derslerimizde kısa süreli oyunlar oynamaya başladık. Ardından derslerimi eğlenceli hale getirecek evdeki materyalleri (bana ait nesneler daha çok ilgilerini çekiyordu), eğlenceli web 2.0 araçlarını kullanmaya başladık.

 

Bizim bu süreçte en önemli dezavantajımız, telefon ve internetin kısıtlı olmasıydı. Bu sürece vesile olarak birkaç aile evlerine internete ulaşabilecekleri teknik donanımı sağladılar. Ama bu çabalar eşitsizliği ortadan kaldırmak için yeterli olmadı. Bu süreçte 14 öğrencimin 12 sine kesintisiz ulaşımı sağlamıştım. Fakat ev ortamı üzerinden iletişim kurduğumuz için ailelerin tarım ve çiftçilikle uğraşıyor olmaları bizi kısıtlıyordu. Bu öğrencilere ulaşmak da elbette imkansız değildi. Zamanlamamı onlara göre planladım. Artık esnek olmanın zamanıydı. Çocukların imkansızlıklarını imkana dönüştürmek için, planlayıcı onlar olabilirdi. Bu karşılıklı olumlu iletişim dilinin ürünüydü. Bu süreci severek ve zevkle yürütmek psikolojik olarak beni, öğrencilerimi ve velilerimi daha güçlü yapmıştı. Amacım da ders kazanımlarından önce o duygusal boşluğa izin vermemekti. Severek yaptığınız her işte başarılı olursunuz, orada başarısızlık bile öğreticidir, eğer içinde sevgi varsa…

 

Olanaklar kısıtlı da olsa öğrencilerim canlı derslere katılmaya istekliydi. En çok da o an birlikte oynayacakları oyunlar için merak içindeydiler. Bazen derste oynayamadıklarımızı velilere görev veriyordum. Bu süreci benimle fotoğraf ya da videolarla paylaşmalarını istiyordum. Kimi zaman kendi deneylerini yapıp bir Youtuber edasında sunum yaptılar, kimi zaman toprağa diktikleri bir fideyi nasıl yetiştirdiklerini gözlerindeki ışıltılarla benimle paylaştılar…

 

Sanki sürekli yanlarındaydım. Her gün uzaktan daha fazla ne verebilirim diye internetten eğlenceli uygulamalar, oyunlar araştırıyordum. Biz bu süreç öncesinde uzaktan projeler yürütüyorduk. eTwinning projelerimizi uzaktan eğitim sürecinde de kodlama yaparak devam ettirdik. Çeşitli uygulamalar paylaştım ve sonuçlarını takip ettim.

 

En güzeli de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı canlı bağlantı yoluyla kutlamak oldu. Bu bizim ilk bayram gösterimiz olacaktı. Bu heyecanı yarıda bırakamazdım. Hemen velilerimi planladım, 23 Nisan günü kaşıkta yumurta taşıma, yoğurt yeme gibi yarışmalara hazırlıkları yapmalarını istedim. Tüm öğrencilerim o gün bayramlıklarını giyindiler ve ekran karşısında hazırlıklarını yapıp neşe içinde beklediler. Onları çocuk şarkıları ile karşıladım. Hep birlikte dans ederek şarkılarımızı söyledik, 23 Nisan hakkında duygularımızı ifade ettik, oyunlar oynadık ve yarışmalar düzenledik. Çok keyif almıştık. Bu da bizim çok hoş bir anımız oldu.

 

İstedikleri zaman benimle iletişim kurmalarına sınır koymadım. Öğrencilerimi özlüyordum, onlar da beni… Fakat pandemi süreci içerisinde hep onlara sözüm vardı ‘’sizleri özledim, ziyaret edeceğim.’’ diye. Bunu planlamak, köye hastalık taşıma kaygımdan dolayı beni korkutuyordu. Bunu sağlıklı planlamalıyım diye düşündüm. Önce öğrencilerim için küçük hediyeler, boyama kitapları ve okumak için kitaplar hazırladım. Hepsini tek tek ya da belli gruplar halinde sosyal mesafe, maske gibi kurallara uyarak ziyaret edeceğimi belirttim. Onları çok sevdiğimi ama özel bir işaret ile sarılmadan da uzaktan temassız sarılabileceğimi söyledim. Onlar da bu kurallara uyacaklarını söylediler ve onları tek tek ziyaret ettim. Çok keyifli bir ziyaretti. Gözlerindeki ışıltıyı görmeye değerdi.

 

Uzaktan eğitim süreci artık hepimizin bir deneyimi. Ama bu süreç bizlere, tüm insanlığa çok şey öğretti. Bir örnekle bunu ifade edebilirim: Uzaktan eğitim sürecini daha eğlenceli kılmak ve teknolojiyi de bilinçli kullanmalarını sağlamak adına bazı uygulamaları kullanarak ders içeriklerini onların sunmalarını istedim. Bu süreci sağlayabilmeleri için öncesinde kendim uygulama örnekleri videoları çektim. Velilerim ve ben artık biliyorduk ki teknolojiyi kullanmayı bilmenin bu çağdaki önemi fazlaydı. Geleceğin meslekleri bile buna göre şekillenirken biz bu olanaklardan geri kalamazdık. Bu süreç bana gösterdi ki ‘’Doğru yoldasın, devam et! 21. yüz yıl becerileri, geleceğin şekillenen toplumunun yaşam becerisi olacak!’’

 

Nazlı ULUTEPE

İLETİŞİM

KÖY OKULLARI DEĞİŞİM AĞI DERNEĞİ
bilgi@kodegisim.org

0216 343 73 43

KÖY OKULLARI DEĞİŞİM AĞI DERNEĞİ
bilgi@kodegisim.org

0216 343 73 43

Fatura ve Kargo Gönderim Adresimiz


Murat Reis Mah. Gazi Cad. No:79 Bağlarbaşı/Üsküdar İSTANBUL

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon
  • Grey LinkedIn Icon